yerli-oto

Bu yazı 20 Ekim 2015 tarihinde kaleme alınmıştır.

Son günlerin önemli bir konusu olan yerli otomobil yapma fikri hakkındaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak isterim:

Öncelikli soru: Yerli otomobil yapmak mantıklı mı?

Cevap: Elbette değil!

Diğer sorumuz: Türkiye’de otomobil üreticisi yok mu?

Cevabımız: Alası var!

Bir devlet büyüğümüz geçenlerde bir cümle kurdu: “Yerli otomobil yapacağız. Gelişmiş ülkeler liginde yer alacağız.” dedi. Tabii ki haklı, tek başınıza otomobil üretebilecek teknolojiniz varsa o lige girersiniz. Ama ya tek başınıza otomobil üretebilecek teknolojiniz yoksa; o zaman o otomobili üretmek öyle kolay değildir.

Aslında otomobil üretmekte de sorun yok, üretilir. Sorun otomobile pazar bulmakta, sorun her 3-4 senede makyaj 6-7 senede yeni model üretmekte. Servis, yedek parça, yetişmiş usta, servis ağı vs. uzar gider bu liste. Koç, Sabancı gibi büyük şirketler inceledi ve asla otomobil üretme fikrine yanaşmadı; çünkü otomobil sektörü girenin gideceği bir bataklık. Koç’u bile meteliksiz bıraktırır. İşte gördünüz uyduruk bir motor yüzünden Wolksvagen 20 milyar dolar civarı bir meblağ ile karşı karşıya, o da şanlıysa.

– Biz motor üretebiliyor muyuz?

– Hayır.

– Motor bizim değilse nasıl %100 yerli olacak?

– !

Biliyorsunuz Ford, Pegeout ve Citroen bir araya gelip büyük yatırımlarla motor geliştirdi. Reneault, Nissan ve Mercedes aynı motoru kullanıyor. Onlar 100 seneden fazladır bu piyasadalar, biz ise 100 senelik arayı birkaç senede kapatmaya çalışıyoruz.

  • Otomobil üretebilir misiniz?
  • Evet, üretebilirsiniz; ama bunu pazara sunup alıcı bulma şansınız yok.

Kendi kendimizi neden böyle bir sarmala soktuk anlamak mümkün değil.

1994’te İngiltere Lancashire’da bir heyet eşliğinde Leyland Kamyon fabrikasını geziyorum. O dönem şartlarında çok modern bir fabrikaydı gezdiğimiz. Bizi gezdiren görevli, biraz da ukala bir eda ile “Dünya’nın en iyi kamyonları bu fabrikada üretiliyor” dedi. Ben de motorun üstündeki markayı görmeme rağmen sordum: “Motoru siz mi üretiyorsunuz?”. Görevli şaşırıp “Hayır, Hollanda DAF’tan alıyoruz.” dedi. Söz konusu kamyonda kullandıkları motoru kendileri üretmedikleri için en iyi kamyonu da üretmiş olmadıklarını bildiğinden o başta takındığı ukala edası kaybolmuştu

Gerçekten de öyledir. Ekonomik motoru siz üretmeyecekseniz, sizin malınız değilse o zaman yaptığınız otomobilin yerliliğinden söz edemezsiniz.

Almanya’da kaldığım dönemde Münih’te BMW’nin müzesini ziyaret etmiştik. Orada Rolce&Royce’ların bulunduğu bir bölüm vardır. Benim çocukluğumda bir tabir vardı “Araba Rolce&Royce gibi” yani Rolce&Royce bir karşılaştırma kriteriydi. Orada gördüm ki hiçbir araba Rolce&Royce gibi olamaz. Çünkü onlar birer sanat eseri, müthiş araçlar.

Rolce&Royce bugün 2’ye ayrılmış durumda, çok özel araçların dışında -ki bunların sayısı çok sınırlı 20 adet/gün- asıl üretim kalemininde motor üretiyor. Hem de ne motorlar, her tür uçak motorları. Aşağıda Rolce&Royce sitesinden alınan fotoğraflar göreceksiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

İşte yapmamız gereken şey budur; tank yaptık motor bizim değil, helikopter yaptık motor bizim değil, gemi yaptık motor bizim değil, uçak yaptık motor bizim değil, oto yaptık motor bizim değil. Aradaki akrepleri, zırhlı personel taşıyıcılarını filan anmıyorum. Eğer hükümet yapacaksa çeşitli motorları üreten bir fabrika yapmanın derdinde olmalıdır. Teknoloji motorda ve elektronik kontrol sistemindedir. Elektronik kontrol sistemlerini en alasından yapabildiğimize göre yapılması gereken motordur. Eğer bu sahada gelişmiş bir fabrikamız olsaydı; dünyanın dört bir tarafına motor satıyor olacaktık. İstediğimiz her türlü aracı yapıyor olacaktık. İster tank yap, ister otomobil, ister gemi, ister uçak. Tekrar ediyorum araçların şasi ve dış kaportası tasarımından üretimine kadar mühendislerimizin hatta ustalarımızın kabiliyeti dahilindedir sıkıntı motordadır.

Bakanlığın açıkladığı otomobil prototipi çok tartışıldı. TRT diyor ki “Vatandaştan tam not.” İlgili haberde (yazının sonunda eklidir) vatandaşın 1500-2000 TL yakıt gideri olduğuna ve görüşüne yer verilmiş. Benim araç 5 lt/100 km motorin yakıyor, bir hesap yaptım bu arkadaş otomobili ile 11.627 km/ay yapıyor.

Bir diğer vatandaş ise aylık 1000 TL’lik yakıt harcıyormuş o da 5.814 km/ay yapıyor. Çok koşturan biri olarak benim 10 senelik ortalamam 35.000 km/yıl bu adamlar ne iş yapıyor çok merak ettim. Neden aklımızla alay ediyorlar?

Yerli araba işi de “Çözüm Süreci” gibi ne olduğu, ne olacağı, işin içinde kim var kim yok belli değil. Tübitak gibi Türkiye’nin en bilimsel kurumu prototipi yapıyor; ama neresini yapıyor ne yapıyor, ortada bir şey yok. Resimlerde ve yazılarda bizimkilerin Cadillac’a ne eklediğini bir türlü çıkaramadım. Sadece konsoldaki ekranda Tübitak amblemi var o da fotomontaj mı bilmiyorum.

Lafı uzatmayayım, otomobil yapar mıyız? Yaparız.

Gerek var mı? Yok.

Peki ne yapalım? Her tür motoru yapacak bir fabrika yapalım. Burada 1000cc benzinli motordan 3000cc benzinliye, 1600cc dizelden, 2500cc dizele, hatta 100.000cc dizele kadar (en büyük dizel 1.808.640 cc) boxer tip, V tipi, Star tipi ve tabi çeşitli ebatlarda jet motoru. Açık çek veriyorum; bu fabrikayı yapan partiye iktidar olsun olmasın, o siyasi görüşü benimseyim benimsemeyim ÖMRÜMÜN SONUNA KADAR OY VERECEĞİM.

Ama böyle üretimden kalkmış bir otomobili üstelik üzerinde hiçbir şey yapmadan önümüze koyunca, bir de bunu yiyeceksiniz deyince olmuyor; ayıp oluyor.

Aklımızı küçümsemeyin, bu millet 80 sene önceki gibi eğitimsiz bilgisiz, cahil değil. Gereksiz atraksiyonlarla kendinizi ve ülkemizi alay konusu ettirmeyin. Gelişmiş ülkelerin ilgilileri, bizim televizyonlarımızdaki bu haberler karşısında nasıl tepki verdiler düşünmek bile istemiyorum. “Türklerin yerli otomobili üretimden kalkmış Cadillac çıktı” ya da “SAAB’ın 2010’da bıraktığı modeli Türkler 2015’te yeni keşfetti”…