Adalet Sistemi ve Hukukun Üstünlüğü

Hukuk Üstünlüğü Nedir?

Hukukun üstünlüğü sayesinde her kesimden insan hukuk önünde eşit haklara sahip olur. Aynı zamanda hukukun üstünlüğü yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yasama ve yürütmenin tarafsızlığı anlamına gelir. Demokratik teamüller gereğince hukukun üstünlüğüne herkesin eşit olarak uyması gerekir.

Hukuk Üstünlüğü Neden Önemlidir?

Hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede yöneticiler keyfi bir şekilde yönetim sürdürebilir. Bu da eşitsizliklere, haksızlıklara, güçsüzlerin ezilip güçlülerin her zaman her istediğini yapma hakkını kendinde bulmasına neden olur. Bu nedenle hukukun üstünlüğü vatandaş olabilmenin baş koşuludur ve demokrasinin olmazsa olmazıdır.

Hukukun üstünlüğü sayesinde her kesimden insan hukuk önünde eşit haklara sahip olur. Demokratik teamüller gereğince hukukun üstünlüğüne herkesin eşit olarak uyması gerekir. Kişi hukukun üstünlüğü sayesinde temel hak ve özgürlüklerini devlet karşısında koruma imkanı bulur. Örneğin, hukukun üstünlüğü olan hiçbir devlette polis keyfi olarak kimseyi gözaltına alamaz.

İslam hukukunda temel belirleyici ayetlerden biri Nisâ suresi, 135. Ayetidir. Bu ayette Allah “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutun; kendiniz, anne babanız ve yakın akrabalarınızın aleyhine bile olsa, Allah için doğru şahitlik eden kimseler olun. Haklarında şahitlik yaptığınız kimseler, ister zengin, ister fakir olsunlar, Allah onlara daha yakındır. Hislerinize uyup, adaletten sapmayın…” buyurmaktadır. Yani İslam’da hukukun adil şekilde uygulanmasını emrediyor ve nepotizmden üstün tutuyor. Dolayısıyla “Allah akrabaya yardımı emrediyor” cıvıklığını da kesin olarak yasaklıyor.

Avrupa’sına mensup hukuk sistemlerinde “hukuk devletine” karşılık Anglosakson hukuk sistemlerinde “hukukun üstünlüğü” kavramı kullanılır. Hukuk devletinin veya hukukun üstünlüğünün olmadığı herhangi bir sistemde hukuk güvenliğinden bahsetmek mümkün değildir. Hukuk devletinin yegâne amacı adaleti ve hukuk güvenliğini sağlamaktır.

Hukuk güvenliği hukuk sisteminde nasıl sağlanır?

Bunun cevabı aslında oldukça basittir ayrımcılık yapmamakla. Ancak uygulamada bunu gerçekleştirmek çok zordur. Çünkü iktidara talip olan her oluşum veya siyasi hareket bu söylemle yola çıkmakta fakat iktidarı ele geçirdikten sonra bunlar unutulmaktadır.

Hukuk güvenliğinin sağlanmasının temel noktalarından birisi hukuki uygulamalarda ve idari işlemlerde aynı durumda bulunan kişilere aynı kuralın uygulanmasıdır. Hukuk güvenliği idarenin yaptığı işlemleri ve eylemleri zaman geçirmeden ve süratle yerine getirmesi ile de ilişkilidir. Çünkü Geciken Adalet Adalet değildir. Bir sistem ayrımcılığı engellediği ölçüde hukuk güvenliği ve adaleti sağlanabilir hukuk güvenliğinin olmadığı bir sistemin hukuk devleti olamayacağı ortadadır.

Hukuk güvenliğinin olmadığı bir sistemin hukuk devleti olamayacağı ortadadır adaletin olmadığı yerde hukuk güvenliğini sağlanamayacağı, hukuk güvenliğinin sağlanamadı bir yerde de hukukun üstüne üstünlüğüne dayalı bir hukuk devletinin olamayacağı açıktır.

Türkiye, 2019 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde (Rule of Law Index) 126 ülke arasında 109’uncu sırada yer aldı.

Ülkelerin bulundukları coğrafi bölgelere göre kategorize edildiği endekste Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki 13 ülke arasında geçen yıl gibi bu yıl da sonuncu sırada yer aldı.

Gelir grubuna göre ülke sınıflandırmalarına bakıldığında, orta üst gelir grubundaki 38 ülke arasında ise geçen yıl gibi yine sadece Venezuela’nın önünde kendine yer bulabildi.

Adalet sistemi ile ilgili şikâyetler Çok uzun zamandır kamuoyunun gündemini işgal etmektedir. Geçmişte yıllarca süren insanları bezdiren davalar varken son dönemlerde 15 Temmuz kalkışmasından sonra adalet sistemine ilişkin şikâyetlerin çeşitliliği de artmıştır.  Geçmişte hizmet hareketi denilen yapılanmanın adalet sistemine çok sayıda eleman yerleştirdiği bilinmekteydi. Gerekli tedbirler alınmadı. 15 Temmuz’dan sonra bu yapıya mensup olduğu iddia edilen kimseler görevden alınarak ihraç edildi.

İddia edilen kimseler diyorum çünkü bir kısmı bu yapılanma içerisinde olmadığı halde çeşitli nedenlerle ihraç edildi. Yani bu insanlar iftiraya uğradı, hakları gasp edildi. Sadece benim öğrencilerinden 2 tanesi yıllarca uğraşarak bu yapıya mensup olmadıklarını ispat ettiler ve görevlerine iade edildiler. Peki FETÖCÜ yaftasıyla onlara bunları yaşatanlar ne oldu? Maalesef hiçbir şey.

Adalet sistemi hızlı karar vermeli, doğru karar vermeli ve derhal uygulamalıdır. Bir bilirkişi olarak zaman zaman dosya incelediğimde davalarda hâkimlerin çok basit konularda dahi irade göstermedikleri, kararı bilirkişiye pasladıkları görülmektedir.  Hâkimlerin çalıştığı mahkemeleri ilişkin bir takım yani eğitimler alarak konu hakkında fikir sahibi olmaları sağlanmalıdır. Bu adaletin hızlı tecellisine imkan verecektir.

Bazı konular hakkında fikir sahibi olmadan yorum yapmak doğru değildir. Halka açıklanmayan, kararlar, talimatlar, nedeniyle sorunların kaynağının gerçekten neden olduğu bilinmeksizin çözüm üretmek mümkün değildir. Ancak çözüm iş başına gelindiğinde akıl, bilim, ahlak ve millet menfaatine olacak şekilde geliştirilebilir.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi siyasal sistemin partilerle yürütülmesi, partilerin ayrışmadan beslenmesi, ayrışmanın da nepotizmi yani eş dost kayırmacılığını meydana getirdiğini hepimiz kabul ediyoruz.

Genç arkadaşlar, daha adil, daha akılcı, daha hakkına razı olan özel bir nesilsiniz. Sizler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün beklediği, seslendiği gençlersiniz. Bu ayrışmayı bitirmek, hukukun üstünlüğünü tesis etmek, herkes için eşit şartlar oluşturmak, herkesi saygın kılmak,  hukuku herkes için aynı şekilde uygulamak mümkün. Ancak bunu yapmak isteyen açıkça söylemek gerekirse bizden başka bir ekip de yok. Siyasi partiler iktidarı aldıklarında, hukukun üstünlüğü ilkesini unutup hukuk sistemini rakiplerini yola getirmek için kullanmaya çalışıyor dolayısıyla hukukun üstünlüğünü hayata geçirmek mümkün olmuyor.

Bunun tek yolu profesyonel devlet yönetim sistemi başlığında da anlatacağımız MERİTOKRATİK, yani liyakatli kimselerin göreve getirildiği devlet yönetim sistemidir. Bu devlet yönetim sistemi siyasi partilerin menfaatine değil, milletin menfaatinedir. Dolayısıyla hiçbir ülkede uygulanmamıştır ancak teknolojik altyapının çok gelişmesi, siz erdemli, adaletli, akılcı yeni bir neslin gelmesi bu yönetim sisteminin artık uygulanması zamanını getirmiştir.

Bahsettiğimiz MERİTOKRATİK yönetim sistemi Atatürk’ün ilkeleriyle tamamen uygun olduğu için milletimize yabancı değildir. Dolayısıyla Türk milleti, akıllı, mantıklı, samimi, adaletli bir millet olarak kolaylıkla bu yeni yönetim sistemine geçebilecektir. Bu yeni yönetim sistemi ile bugün yaşanan ayrışmaların tamamı, hatta Kürt meselesi bile ortadan kalkacak, tek meselemiz üretmek, kazanmak ve şu güzel ülkede gururla, şerefle keyifle yaşamak olacak. O zaman ülkeye adalet de gelecek, ülkede hukukun üstünlüğü de uygulanacak ve kimse adalet karşısında kimseden daha üstün olmayacak.  Avrupa’da başbakanı Cumhurbaşkanlığı ya da akrabalarını cezalandıran adalet sistemi Türkiye’de de tesis edilmiş olacak.

Profesyonel devlet yönetim sistemi konusunu ayrı bir başlıkta detaylı olarak inceleyeceğiz.

 

 

(https://www.milliyet.com.tr/egitim/hukukun-ustunlugu-nedir-hukuk-ustunlugu-neden-onemlidir-6466547 ve https://yilmazgenis.av.tr/blog/hukuk-devleti-veya-hukukun-ustunlugu/ isimli makalelerden yararlanılmıştır.)