Ekonomi

Genel Durum

Ekonomi konusunda bir durum tespiti yapmak durumundayız. Biz siyasetçi değiliz. Siyasetçiler kendi aralarında mevcut durumu tartışıyorlar. Bizler bu ülkenin Vatansever çocukları olarak yapılması gerekenler hususunda çalışmalar yapıyoruz.

Bu minvalde baktığımızda Türkiye’nin kamu borcu  2021 Aralık itibarıyla 2708 MTL dolar, dış borcu 1391MTL, iç döviz borcu dolar cinsinden 396 MTL, TL cinsinden iç borç 921 MTL, TÜFEYE endeksli ödemeler 286 MTL……

Bugün itibarıyla Merkez Bankası politika faizi %14 iken hazinenin borçlanma faizi ise %22’dir.  Bu şu anlama gelmektedir Merkez Bankası   100’de 14 faizle para dağıtırken hazine %22 ile borç almaktadır. Yani halk  dili ile  söylenecek olursa kısa vadede yıllık faiz yüzde %14  hazine %22 faiz ödemektedir aradaki  %8 lik fark devlet kaynakları tarafından karşılanmak durumundadır.

Yönetim biliminde bir süreç yönetimi- risk yönetimi- ve Kriz yönetiminden biriyle yönetilir. Eğer siz süreci bilimsel ve şartlarına uygun şekilde yönetiyor, risk analizi yapıyor, gerekli tedbirleri alıyor ve uyguluyorsanız durum yönetimi şeklinde devam ediyorsunuz. Bugün Amerika, Kanada, Avrupa ülkeleri, Kore Japonya gibi gelişmiş ülkeler süreç yönetimi gerçekleştiriyor. Pandemide bu risk yönetimine, hatta bazı zamanlarda kriz yönetimi ne kadar vardı.

Ülkemizde maalesef süreç yönetimi hemen hiç  yaşanamıyor,  2000’li yılların başında alınan birtakım Radikal kararlarla 2010 li yıllara kadar nispeten ölçülebilir ve sürdürülebilir süreç Yönetimi gerçekleştirildi. Ancak 2010’lu yıllarda süreç başka bir tarafa evirilince risk yönetimi durumuna geçmek gerekti. Ancak yeterli müdahaleler yapılamayınca bugün artık kriz yönetimi gerçekleştirmek durumundayız. Ekonomideki yaşanan bu çok büyük kriz, daha da derinleşecek ve halkımız üzerinde olumsuz etkiler meydana getirecektir. Kısa zamanda kurtuluş için iki yol vardır. Bunlardan birincisinde çok hızlı davranırsak kısa zamanda bu krizi atlatabiliriz, ikincisinde ise sıcak paraya ulaşma ile ilgili bir takım riskler var. Dolayısıyla bunun gerçekleşme oranı biraz düşük 3 yol ise uzun vadede çözüm getirecektir. İlk ikisini çözemezse kek uzun vadede çözüm sağlamalıyız gençlere kötü haber karnımızı doyurmak için telefonlarımızı satmak zorunda kalabiliriz.

Politika Faizinin Değeri Nasıl Hesaplanır

Bakın politika faizi bilimsel verilerle oluşturulur. Bunun için aşağıdaki parametrelerin tamamı değerlendirilir;

      • Ücret
        İstihdam
        Birim maliyet
      • Dışsal şoklar
      • Verimlilik gelişmeleri
      • Enflasyon beklentileri
      • Toplam arz-talep dengesi
      • Maliye politikasına ilişkin göstergeler
      • Parasal göstergeler ve kredi büyüklükleri
      • Kamu ve özel sektör fiyatlama davranışları
      • Döviz kurları ve bunları etkileyebilecek gelişmeler

Yani bu iş “Faiz sebep, enflasyon sonuç” diyecek kadar basit bir mesele değildir. Bu 12 kollu bir tahterevallidir, Siz NAS diye tutturur da başaramazsanız o zaman insanlar NAS’ları sorgulamaya başlar. Hiç kimsenin kutsalları sorgulatmaya hakkı olamaz.

Ne Yapılmalı?

Beton ekonomisinden katma değerli sanayi ve gıda orijinli üretim ekonomisine geçmek durumundayız. Bunun için mevcut üreticileri teşvik, destek ve yeni üretim kentleri projesi ile tarım alanındaki yapay zeka tabanlı planlı tarım modeli yapay zeka tabanlı hayvancılık ve hayvan ürünleri uygulamaları ile kısa zamanda hızlı bir büyüme gerçekleştirilmelidir.

Geçmişte çeşitli nedenlerle gerek sanayicimizin gerek çiftçimizin mağdur olmasına neden olan tüm anlaşmalar ve düzenlemeler elden geçirilecek yabancı sermayeden çok kendi insanımızın üretimi teşvik edilmelidir.

Gelişen teknoloji ve uygulamalardan kopmamak için Türk Kripto lirası çıkarılmalı ve sanal para piyasasının düzenlemeleri yapılmalıdır.

Sesleniş

Umuyoruz ki siyasiler bize kulak verir ve bunları samimiyetle programlarını alır. Geçmiş olduğu gibi yine umursamazlarsa sorun değil rahmetli Atatürk’ün dediği gibi kurtarıcı beklemeyin kurtarıcı siz olun biz bu ülkenin yetişmiş çocukları olarak sahaya iner devletimizi milletimizi 100 yıl önce olduğu gibi yine kurtarırız.

Vergi Meselesi

Vergiler inanılmaz yüksek, devlet ciddi anlamda gerçek ve tüzel kişilerden vergi toplayamıyor. Vergiyi doğrudan aldığı kesim sadece memurlar. Tüzel kişiliklerde de zaman zaman matrah artırımı ile zorunlu vergi topluyor. Bu biraz vergi ver defterini incelemeyeyim, yoksa gelir o defterini dürerim demek. Böyle vergi yönetimi olmaz. Devlet vergi açığını akaryakıt üzerindeki vergiden kapatıyor ancak bu peynirden zeytini ekmekten simite kadar her şeye yansıyor maliyet yükseliyor. Şimdi elektrik ve doğalgaz da buraya eklendi. Bu arada ÖTV KDV gibi oransal vergiler sayesinde peynirden, zeytinden verginin vergisini alıyor. Dolayısıyla bugün 50 lira olması gereken peynir 100 liraya çıkıyor. Yüksek gelirli vatandaş da düşük gelirli vatandaş da bu peyniri 100 liraya alıyor. Dolayısıyla olan da zavallı dar gelirliye oluyor. Buna dolaylı vergi diyoruz. Yani bizim güzel insanımız “çok çalışıyor az kazanıyor”. Devlet vatandaşın kazancına vergilerle ortak oluyor ve bu gariban vatandaş bir türlü gün yüzü görmüyor. Bu böyle olmamalı vergi Sistemi düzenlenmeli.

Bugün Türkiye’de çok ciddi bir bilgisayar altyapısı var. Her türlü mali kayıt bilgisayar ortamına aktarılabiliyor. İstenirse vergi düzenlemesini yaparak bu tür; verginin vergisi kabilinden vergilendirme ortadan kaldırılabilir. Ancak devletin giderleri çok fazla. Gerekli birçok harcamanın yanında gereksiz harcamalarda yapılmakta. Hayatında milyon kazanmamış insanlar bir kaç milyon liralık arabaya bu milletin kesesinden binmekte.

ÖTV Sarmalı

1999 depreminden sonra Ecevit bir yıllığına cep telefonu görüşmelerinden alınacak ÖTV’yi yani özel tüketim vergisini icat etti. O haberi ki -görüntü hala gözümün önünde- gördüğümde eyvah dedim bu vergi kalıcı olacak. Kalıcı olmakla kalmadı birçok ürüne de yayıldı. Öyle ki bir araç almak istiyorsunuz eğer araç lükse 3 tane devlete almak zorundasınız, değilse bir tane kendinize iki tane devlet almak durumundasınız. Bu olmaz. Bu doğru değil. Bu millet buna layık değil.

Bir Anekdot

2008 yılında Ukrayna’ya 3 tane indüksiyon ocağı ürettim. Ocakların montajı için Ukrayna’ya gittiğimde kaldığım yerle fabrika arasında beni götürüp getiren Ukraynalı arkadaş ile sohbet ettik. Aracını yeni almıştı Kore malı Türkiye’de de satılan bir ürün. Araç markanın ürün gamında ki en lüks ve en donanımlı araç fiyatını sorduğumda bana 23.000 dolar dedi ben o dönemde Türkiye’de çok meşhur olan markalardan birinin en küçük modelini ki onlar çok donanımlı olmayanını aynı fiyata almıştım. Düşünün elin Ukraynalısı bir markanın en lüks ve donanımlı modeline binerken bu milletin evlatları aynı segmentteki aracın en küçüğüne ve donanımsız olanına biniyor. Bu millet buna layık mı? Ya da Ukraynalının bizden ne üstünlüğü var? Ne ayrıcalığı var?

Devlet Zihniyeti Değişmelidir

Devlet zihniyeti ve işleyişi halkın refahını artıracak şekilde yeniden düzenlenmek zorundadır. Bunun için devlet yönetimini yürüten ekip bu iradeyi göstermelidir.

Ne Yapılmalı?

Devlet gelirleri ve giderleri ayrılmalı. Devletin gelirleri vergi ve ticaretten. Giderleri ise mutat giderler (memur maaşı, savunma, eğitim sağlık vs giderleri), yatırım giderleri ve Ar-Ge giderleri. Bu yaklaşımı ilk defa biz gündeme getiriyoruz. Denk bütçe çalışmalarında dahi böyle bir yaklaşım ortaya konulmadı. Daha sistematik bir yaklaşımla bütçe planlaması yapacağız. Giderleri makul seviyede tutup Ar-Ge ve üretim yatırımlarını artıracağız.

Bu yapıda ana hedef vergilerle mutat giderleri karşılamaktır. İkincil hedef ticaret ve diğer kalemler geliri (Örn. Senyöraj geliri, madenlerden elde edilen gelir, boğaz geçişi vs den elde edilen gelir) yatırım ve Ar-Ge giderlerini desteklemektir. Bu sayede vergiler ve değerlendirileceği yer belirlendiğinden kısa zamanda vergiler mutat gelirleri karşılayacak düzeye kadar çekilecek yani azaltılacak, devletteki ölçüsüz savurganlık bitirilecektir. Yatırım ve Ar – Ge için devletin ticaret ve diğer kalemler geliri kullanılacaktır. Böylelikle vatandaşın üzerindeki vergi yükü azaltılırken diğer taraftan da devletin diğer gelir kaynakları daha verimli şekilde kullanılmaya başlanacaktır.

Sesleniş

Bir seçim sürecine giriyoruz. Bu somut ihtiyaçları ve yapılması gerekenleri siyasi partileri buradan sunuyoruz. Umulur ki dikkate alırlar ve Parti programlarına koyarlar ilgilenmezlerse biz de çaresiz değiliz diğer alternatifleri değerlendiririz. Hatta sahaya kendimiz ineriz.

Gaz ve Petrol çıkarmakla halk zengin olmaz. Olsa Rus, Kazak, Türkmen, Libyalı, Suriyeli zengin olurdu. Bu tür gelirler devleti ve devleti yönetenlerin idaresinde değerlendirilir. Libya’da Kaddafi bir miktar halka gelirlerden pay dağıtıyordu ancak çok cüzi olan bu pay ülke insanını tatmin etmedi ve Kaddafi’nin sonu çok feci oldu. Diğer saydığımız ülkeleri de bakılacak olursa saydığımız hiçbir ülkenin vatandaşlarının zengin olduğunu görmüyoruz. Sonuç olarak doğalgaz çıkacak, petrol çıkacak hepimiz zengin olacağız söylemi sadece bir avuntudan başka bir şey değildir.

İyi bir hayat, iyi bir gelir istiyorsak üretmek zorundayız. O yüzden gaz çıkarma hayallerini bırakıp gerçek dünyaya odaklanmalıyız. Katma değeri yüksek ürünler üretelim ki Zenginleşelim.

“Bir lokma bir hırka” edebiyatını bırakalım. Bu edebiyatı yapanlar sizi yoksulluğu kabullenmenizi telkin ederken kendileri gayet güzel zengin bir hayat sürüyorlar. Hani derler ya “Bu ne? Perhiz, Bu ne? Lahana turşusu”.

Durum Analizi

Ekonomimizi düzeltmek için refah düzeyini yükseltmek için “yüksek katma değere taşıyacak üretim modelleri” “doğru yönetişim şekilleri”  herkese eşit yönetişim sağlayacak adalet sistemi tesis etmemiz gerekiyor. O zaman hakça bir paylaşım da herkesin hayatına olumlu etki edecektir.

2008’de 2 milyar dolara Volvo’yu almayan irade maalesef bugün günde 4 milyar doları istikrarı sağlamak için harcıyor. Eğer önümüzdeki nakit sermayeyi binalara ve betonlara sarf etmesek yerine üretim tesisleri kursaydık, Hatta altyapısı iyi olan Volvo gibi uluslararası üretim tesislerini satın alsaydık bugün çok güçlü bir ekonomik düzeye ulaşabilecektik. Sürekli ifade ettiğimiz stratejik akıl işte bunun için gerekli.

Bankalardaki mevduat DEM (Dövize Endeksli Mevduat)’den sonra 2 hafta 933 milyon dolar artışla 147 milyar dolara çıktı maalesef vatandaş DEM’e itibar etmedi.

2021 sonu itibarıyla 160 milyar dolar bütçe açığı var. Orta vadede beklenti olan 250 milyar doların altında kaldı. Ama sadece Aralık’ta 90 milyar TL açık geldi. Yani. Seçim ekonomisine geçildi.

Şubatta 80 milyar TL borçlanmaya gitmek zorundayız. Bu ortamda ne faiz düşer, ne döviz düşer. Türkiye döviz yaratamıyor. Yıllık dış ticaret açığı 45 milyar dolar üstelik ithalat da arttı.

Kişi başı gelir 12500 dolardan 8 bin dolara düştü. 8 senedir sürekli düşüyor. İlk 10 ekonomiden geçtik ilk 20’nin dışına çıktık.

2023’te 2 trilyon dolar ihracat yapmayı Beklerken 700 milyar doların üstüne çıkamadık. Üstelik bu 700 milyar dolarlık ihracat yapabilmemiz için 500 milyar dolarlık ithalat yapmamız gerekiyor. Yani ithal malı işleyerek ihracat yapıyoruz. Buradaki kazancımız toru topu 200 milyar dolar.

Faizi arttırırsan ekonomi daralır ama enflasyon düşer, parayı çok basarsan enflasyon artar. Çok borç alırsan faizlerin hiç düşmez demektir.  Biz sürekli borç alıyoruz ve aldığımız borç IMF gibi bir kurumdan değil Londra’daki Yahudi bankerler den.

4 Ocak 2009’da tedavüle çıkan 200 TL bugün itibariyle 46. 72 TL’ye karşılık geliyor. Yani yüzde yetmiş beş değer kaybetmiş para.

2005’te gıda enflasyonu %5 iken 2021 sonunda %40 3’e çıkmış. Millet yiyecek bulamaz hale gelmiş.

Avrupa’da enflasyon yüzde 5’e çıktı tarihin zirvesini yaşadı. Bizde ise enflasyon %5 e hiç inmedi.

Hindistan’da %2, Endonezya’da %3, Güney Afrika’da %5 buçuk.

Enflasyondan koruma programı DEM ise zengini koruyor ama fakiri korumuyor. Robin Hood’un tersi oldu fakirden alıyor zengine veriyor.

2021’de dolar % 29.19,  altın %25, 43, Euro %19,99 kazanırken mevduat faizi %15,73,  devlet tahvili %26,37 kaybettirmiş. Yani devlete güvenini kaybetmiş.

Görüldüğü gibi nakit paranın üretime değil de binalara yatırılması, ülke ekonomisinde çok büyük bir daralmaya yol açtı.

Yapılabilecekler

Yaklaşık bir buçuk trilyon dolarlık bir kaynak hali hazırda var. Bu kaynak kolaylıkla milletimizin ve devletimizin hizmetine sunulabilir. Ancak yönetimin, samimi, bilimsel, akılcı ve ahlaklı davranan kimselerden oluşması lazım.  Siyasi partilerin genel olarak böyle bir davranış içerisine girmelerini umamıyoruz.

Bu bahsettiğimiz bir buçuk trilyonluk nakit fon ülkenin acil ihtiyaçlarını giderecek ve ekonomiye bir hareket getirecektir. Bu arada üretim ekonomisine hızla geçmek, üreticilerin önünü açmak, üretim kentlerine hızla hayata geçirmek, Avrupa Çin ve Asya pazarına yönelmek kısa zamanda ülkemizin ekonomisini çok iyi hale getirecektir.

Dünyanın merkezi olan Türkiye’de fakir kalmak, aç kalmak, parasız kalmak ancak kötü Yönetimle olur. Rahmetli Atatürk bunun en güzel örneğini verdi. Doğru dürüst mühendis yok, işçi yok, öğretmen yok, fabrika yok, para yok, itibar yok o şartlar altında 15 yılda 46 fabrika açtı. Bu arada da Osmanlı’dan kalan borçları ödedi. Bu borçlar 1956’da bitti. 2021’de 600 milyar dolar borç, milletin cebinde para yok, Üretim yok, umudu yok, bu bir kader değil bu sadece iyi yönetilmeyen bir ülke.

Akıl, bilim ve ahlakla yönetilmeyen ülkelerde bu tür durumları görüyoruz.  Maalesef İslam coğrafyasındaki birçok ülke, Güney Amerika ülkeleri, eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ne bağlı ülkeler perişan haldeler. Oysa Avrupa ve Amerika’daki ülkelerle Asya’daki bazı ülkeler akıl bilim ve ahlakla yönetildiği için hem çok geliştiler, hem çok zenginleştiler, hem de şu dünyayı keyifle yaşıyorlar. Bize ise Bu bizim kaderimiz buna katlanın diyorlar. Kusura bakmasın bir bilim adamı olarak söylüyorum ne bu bizim kaderimiz, ne de biz buna katlanırız.

Aziz Türk milleti her şeyin en iyisine layıktır. Kısa zamanda ekonomisi düzeltilmeli, geliri artırılmalı, iyi koşullarda yaşaması sağlanmalıdır.  Hükümetin geliştirmiş olduğu çeşitli ödenekler ki bunlar dede ve nineler için çocuk bakım parası, engelliler için verilen maaşlar, hasta bakım paraları, gibi destekler genişletilmeli, hatta her vatandaşa bir vatandaşlık maaşı bağlanmalıdır. Bu vatandaşlık maaşı gayri safi milli hâsıla ile ilişkilendirilmelidir bu arttıkça vatandaşlık maaşı da arttırılmalıdır. Dolayısıyla ülke olarak üretmek zenginleşmek yediden yetmişe herkesin hedefi olacaktır.

Toplumumuzda tuhaf bir davranış vardır kimse paradan, gelirden bahsetmez. Parayı küçümser gibi bir hava içerisine girer ama para için de her şeyi yapar. Bu ikircikli davranışı bir kenara bırakıp samimiyetle hep birlikte adil paylaşım içerisinde kazancımızı artırmanın yoluna bakmalıyız.

Ayrıca geçim derdini kişisel bazlı bitirmeliyiz. Soruyorum kim gayri safi milli hasılada kişi başına düşen gelirden tek kuruş aldı? 2021 yılında bu rakam 8597 dolar. Herhangi bir vatandaşın hesabına bir dolar yattı mı?  İşte bu devletin vatandaşına olan bakış açısıdır. Vatandaş devletin malı ya da kölesi değildir. Vatandaş var olduğu için devlet vardır. Dolayısıyla Devlet vatandaşına saygı duymalı ve sahip çıkmalıdır. Bunun en başında atılacak adım herkes için istisnasız “vatandaşlık maaşının”  ihdasıdır.  Bu sayede hiç kimse aç kalmayacak, hiç bir Türk vatandaşı çöpten ekmek, pazardan artık toplamak zorunda kalmayacak. Bunlar zor şeyler değil. Çok kolaylıkla halledilebilir. Yolu köprüyü yapacağız. Ama bunları ihmal etmeyeceğiz.

Ben gençlere sınıfta şunu söylerim. Fakire cennet bile zor neden çünkü zengin olursan han yaptırırsın, hamam yaptırırsın, fakirleri doyurursun, yoksulları okutursun, onları tedavi ettirirsin, o kadar çok şey yaparsın ki. Ancak fakir olursan oturur sadece dua edersin. Peki, hiçbir şey yapmadan, bütün bir hayatı boş geçirip, sadece dua ederek beklediğin cennete girebilir misin? İnandığın Allah sana sormayacak mı bütün bir hayatı bomboş geçirdin kime ne faydan oldu diye?